Allah Dostları

Hz. Ali b. Ebu Talib

Hz. Ali b. Ebu Talib
Hz. Ali b. Ebu Talib

Burada anlatılacaklar, İmam-ı Azam Ebu Hanife’nin [rahmetullahi aleyh] derlediği haberlere göredir. O, ilk iman edenlerle ilgili bütün haberleri toplamıştır. Hz. Ali de [kerremallahu vechehu] iman eden çocuklar arasında birincidir. O, harika çocuklar arasında ender görülen bir cevherdi. Bu haliyle dinlerin en şereflisi olan İslam dinini kabul etmiştir.

O dört büyük halifenin sonuncusudur. Yüce Allah [celle celaluhu], nasıl ki Hz. Muhammed [sallallahu aleyhi vesellem] ile peygamberlik makamını tamamlayıp sona erdirdiyse onunla da halifelik makamını tamamlayıp sona erdirdi.
Hz. Ali [kerremallahu vechehu] ilim dünyasına açılan bir kapı idi. O, adaletle faziletle hüküm vermenin, problemleri çözmenin kaynağı idi. Sözleri zor meseleleri hallederdi. O Mescid-i Aksa’ya ve Kabe-i Muazzama’ya doğru namaz kılmıştır. O iç ve dış velayeti kendinde toplamıştır. O, adaletli davranan takva sahiplerinin önderi idi. Aynı zamanda takva sahibi kimselerin en yakın dostu idi.

O, soru sormasını bilen dile, konuşanı anlayan kalbe, anlatılanı iyi duyan kulağa, verilen sözü yerine getirme özelliğine sahipti. O, ilahi emirleri yerine gelmesi uğruna gayretlerinde tavizsizdi. Yüce Allah’ın zatı uğruna şehid edilmişti. O, hakikat kaynaklarından haber verir, tevhidi söyler, oradan tekliğe doğru çıkan şimşeklere dikkat çekerdi. Onun ismi Kerim Ali’dir [radiyallahu anh].

Onun künyesi Peygamberimiz’in [sallallahu aleyhi vesellem] kendisine verdiği Ebu Turab ve Ebu’l-Hasan idi.

Onun soyu, babası ve dedesi yolundan şöyleydi: İbn Abdumenaf Ebu Talib b Şeybetu’l-Hamd Abdulmuttalib.

Annesinin adı: Fatıma bint Esed b. Haşim’di. Annesi Haşimi soyundandı. İlk dönemine yetişmiş olup İslam’ı kabul etmiş, hicret eden kadınlar arasına katılmıştır.

Hz. Ali [kerremallahu vechehu], cennetle müjdelenen on sahabeden biridir. O Allah Resulü ile kardeşlik bağı kurmuş olup dünya kadınlarının hanımefendisi Hz. Fatıma’yla [radiyallahu anha] evlenerek ona damat olmuştu. O ilahi bilginlerin, meşhur kahramanların, unutulmayan gani gönüllü zahidlerin, meşhur hatiplerin ileri geleniydi. Kur’an-ı Kerimi Ebu’l-Esved ed-Dueli ile Ebu Abdurrahman b. Ebu Leyla (Allah onlardan razı olsun) derleyip Hz. Ali’ye [kerremallahu vechehu] sundular. O da Hz. Peygamber’e [sallallahu aleyhi vesellem] sunanlardan biriydi. Aynı zamanda Haşimoğulları’ndan ilk halife, iki şanlı torunun babasıydı.

O, Peygamberimiz’le [sallallahu aleyhi vesellem] Tebuk Gazvesi hariç Bedir Gazvesi’ne, Uhud Gazvesi’ne, bütün gazvelere iştirak etti. Tebuk Gazvesi’ne gidilirken, Peygamberimiz onu, Medine’de kendi yerine idareci olarak bırakmıştı. Hz. Ali [kerremallahu vechehu],
Ya Resulallah! Beni kadın ve çocuklarla beraber mi bıraktın?” dediği zaman, Peygamber Efendimiz [sallallahu aleyhi vesellem] şöyle buyurdu:

Benden Musa’ya nisbetle Harun yerinde olmana razı değil misin? Şu kadar var ki benden sonra Peygamber yoktur” [1]

Peygamber Efendimiz [sallallahu aleyhi vesellem] Hz. Ali’yi [kerremallahu vechehu] hadislerinde övdüğü kadar hiç kimseyi övmemiştir.
Tirmizi ve Hakim’in [rahmetullahi aleyh] araştırmalarına göre, Hz. Ali’yi [kerremallahu vechehu] şöyle demiştir: Resulullah Efendimiz [sallallahu aleyhi vesellem] şöyle buyurdu:

Ben, ilmin şehriyim, Ali de onun kapısıdır.”[2]

Bu hadisin doğruluğu yönünden hasen olarak değerlendirilmiştir. İmam Hakim’in de görüşü böyledir.

Hadis imamlarından İbnu’l-Cevzi [rahmetullahi aleyh] ve İmam Nevevi’nin [rahmetullahi aleyh] görüşüne göre, bu hadis-i şerif uydurma değildir.

Müslim, Sa’d b. Ebu Vakkas’tan naklettiğine göre şöyle demiştir:

Al-i İmran suresinde geçen,
Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım” (Al-i İmran 3/61) ayeti nazil olunca, Peygamberimiz şunları çağırdı: Hz. Ali, Hz. Fatıma, Hz. Hasan, Hz. Hüseyin (Allah hepsinden razı olsun). Sonra şöyle dedi:

Allahım, benim aile fertlerim bunlardır …” [3]

Huzeyfe b. Yeman [radiyallahu anh] anlatır:

Bazıları gelip, “Ya Resulallah, bize bir halife tayin etsen?” dediler. O da şöyle buyurdu:

Ali’yi yönetici yapsanıza. Fakat böyle bir şey yapabileceğinizi zannetmiyorum. Halbuki onu, hidayete eren ve erdiren bulursunuz.” [4]

Peygamberimiz’e [sallallahu aleyhi vesellem] Hz. Ali’nin [kerremallahu vechehu] durumu sorulduğunda şöyle buyurdu:

Hikmet, on parçaya bölündü; dokuzu Ali’ye verildi, kalanı insanlara pay edildi.” [5]


Hz. Ali b. Ebu Talib

Hadaiku’l-Verdiyye [Nakşi Şeyhleri], Abdulmecid Hani,
Semerkand Yayınları, S. 108

[1] Buhari, Fezailu Ashabi’n-Nebi, 9; Müslim, Fezailu’s-Sahabe, 4; Tirmizi, Menakıb, 21; Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/185.
[2] Taberani, Mu’cemu’l-Kebir, nr. 11061; Hakim, Müstedrek, 3/126 (nr. 4637); Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, 10/114
[3] Müslim, Fezailu’s-Sahabe; Tirmizi, Tefiru’l-Kur’an, 4, Menakıb, 21; Hakim, Müstedrek, 3/126; Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, 10/114
[4] Hakim, Müstedrek, 370 (nr. 4434); Ebu Nuaym, Hilyetu’l-Evliya, 1/104; Heysemi, Mecmau’z-Zevaid, 5/176; Ali el-Muttaki, Kenzu’l-Ummal, nr. 33070.
[5] Ebu Nuaym, Hilyetu’l-Evliya, 1/104; Ali el-Muttaki, Kenzu’l-Ummal, nr. 32982.

Bir Yorum Bırak