Allah Dostları

Hz. Hüseyin b. Ali b. Ebu Talib

Hz. Hüseyin b. Ali b. Ebu Talib
Hz. Hüseyin b. Ali b. Ebu Talib

Bu büyük efendinin üstünlüğünü anlatmaktan kalemler aciz kalır. Onun dedesi Fahr-i Alem Muhammed Mustafa’dır (sallallahu aleyhi vesellem), insanların imamı en üstün torun olan Hz. Hüseyin’dir. Allah Resulü şöyle buyurmuştur: “Hüseyin bendendir, ben de Hüseyin’denim. Allahim! Hüseyin’i seveni sen de sev Hüseyin soylu torunlardan bir torundur.”

Bir gün Allah Resulü mescitte oturuyordu. Ebu Hureyre’ye, “Bana çocuğu çağır” buyurdu. Ebu Hureyre de Hz. Hüseyin’i bulup getirdi. Hz. Hüseyin hemen kucağına atıldı; sonra da elini sakalının içine soktu. Bu arada Peygamberimiz (sallallahu aleyhi vesellem) Hz. Hüseyin’in ağzını açtı, ağzını ağzına yaklaştırdı ve şu duayı okudu: “Allah’ım, ben onu seviyorum; sen de onu sev.”

Hz. Hüseyin’in Doğumu

Hz. Hüseyin’in (radıyallahu anh), hicretin ya dördüncü, ya altıncı ya da yedinci yılında doğduğuna dair farklı rivayetler vardır. Bazı âlimler de şöyle der:

“Hz. Hasan’ın (radıyallahu anh) doğumundan sonra Hz. Fatıma (radıyallahu anha), henüz bir temizlik dönemi geçirdikten sonra Hz. Hüseyin’e (radıyallahu anh) hamile kalmıştı.”

Hz. Hüseyin’in Cesareti

Hz. Hüseyin (radıyallahu anh) cesur ve atılgan yaratılışlydı. Bu özelliği daha çocukluğundan belliydi.

Şöyle anlatılır: “Hz. Hüseyin küçük bir çocukken Hz. Ömer’in [radıyallahu anh] yanına gitti. Hz. Ömer, o esnada minberde hutbe okuyordu. Hz. Hüseyin [radıyallahu anh] hemen minbere çıktı ve şöyle dedi: “Babamın minberinden in, kendi babanın minberine çık.” Hz. Ömer de [radıyallahu anh], “Babanın minberi yok ki” dedi. Daha sonra, elinden tuttu ve yanına oturtarak sordu: “Bu sözü sana kim öğretti?” Hz. Hüseyin [radıyallahu anh] şöyle dedi: “….”

Hz. Hüseyin için Gelişen olaylar

Hz. Hüseyin (radıyallahu anh), babası ile Kufe’ye gidene kadar hep Medine’de kaldı. Babası ile bütün gazalara katıldı. Babası şehid edilinceye kadar da yanından ayrılmadı.

Sonra da kardeşi ile beraber kaldı. O da vefat edince Medine’ye döndü. Hz. Muaviye’nin [radiyallahu anh] vefatına kadar Medine’de kaldı. Hz. Kal Muaviye’nin (radıyallahu anh) vefatından sonra, yerine, oğlu Yezid geçti. Yezid, kendisine biat etmesi için bir adam gönderdi; ancak ona biat etmek istemedi, Mekke’ye gitti.

Mekke’de iken, Iraklılardan mektup geldi. Bu mektupta, “Muaviye’nin (radıyallahu anh) vefatından sonra sana biat ediyoruz” yazılıydı…

Yezid’le ilgili Hadisler

Ebu Ya’la, Ebu Ubeyde vasıtasıyla merfu olarak gelen bir hadiste şöyle anlatır:

“Ümmetimin işi, adalet üzerine yürüyecektir. Ta ki Ümeyyeoğulları’ndan biri onda bir gedik açıncaya kadar… O adamın adına Yezid derler. Rüyanı de, Ebü’d-Derdâ’nın rivayet ettiği merfu bir hadisi şöyle anlatır: “Sünnetimi ilk değiştirmeye kalkan Umeyyeoğulları’ndan bir adamdır ki, onun adına Yezid derler.” Geçmiş dönemdeki alimler, Hz. Hüseyin’in (radıyallahu anh) öldürülmesi üzerine birçok eser yazmışlardır. O eserler arasında, Gas, Semin, Sahin, Sakim isimlerini sayabiliriz

Hz. Hüseyin Şehit Edildikten sonra

Hz. Hüseyin [radıyallahu anh], hicretin 61. yılı Muharrem’in 10. Günü şehit edildi. Şehit edildiğinde güneş tutuldu. Öyle bir tutulma ki günün ortasında, gökteki yıldızlar görünüyordu. Altı ay gök çevresi kırmızı oldu, sanki orada kan vardı. Yeryüzü, onun şehit edilmesinden sonra, yedi gün kan pıhtısına benzedi. Bu zaman içinde güneş, duvarlara sarıya benzer çarşaf gibi yansıdı, yıldızlar birbiri ile çarpıştı Denilmiştir ki: Kudüs’teki Mescid-i Aksâ’nın taşı, o gün ne tarafa döndürüldüyse altından taze kan çıktı…

Hz. Hüseyin’in Başı

O mübarek baş, Şam’a götürüldükten sonra nereye gitti, son durağı neresi oldu, bu konuda değişik görüşler vardır. Bazı âlimler şöyle der: O mübarek baş şehir şehir dolaştırıldıktan sonra Askalan’a getirildi. Askalan valisi onu orada bir yere gömdü. Bir müddet sonra, Askalan’ı Avrupalılar işgal ettiler. Fatimiler’in veziri Salih Talayi, çokça mal karşılığında Avrupalılardan o mübarek başı aldı. Uzunca yolculuktan sonra onu kendi toprağına götürdü. Sonra ona, Kahire’de bilinen şehitliği yaptı. Kadi Fazıl (rahmetullahi aleyh) adı geçen Salih’i öven kasidesinde bu duruma işaret etti. Büyük alimlerden Zübeyr b. Bekkar, Ebu’l-Alâ el-Hemedani (rahmetullahi aleyh) şunları söyler:
“O mübarek baş, şehir şehir dolaştırıldıktan sonra gövdesi ile beraber Medine’ye taşındı. Orada kefenlenip, Baki Mezarliği’nda annesi ve kardeşi Hasan’in yanina gömüldü.”

Hz. Hüseyin’in Güzel sözleri

  • İnsanların size ihtiyacı olursa, bunları Allah’ın üzerinize yağan nimetleri biliniz. Bu nimetlerden kaçarsanız onlar sizin için azap olur.
  • Eli açık, cömert olan yücelir, cimrilik eden alçalır.
  • Bir kimse bu dünyada gecikmeksizin din kardeşine iyilikte bulunursa, yarın yüce Rabb’inin huzuruna vardığında onu fazlası ile bulur.
  • Bir gün, Hacerülesved köşesinde durarak şöyle dedi: “Allahım, bana nimet verdin; beni şükreden bulamadın. Beni bela ile imtihan ettin, ama sabırlı bulamadın. Ancak sen, şükrün terkinden dolayı nimetlerini geri almadın; sabrın terkedilmesinden dolayı da azabı, zorluğu devam ettirmedin. Yâ ilâhî! Çok kıymetli zattan ancak kerem beklenir.”

 

Hz. Hüseyin b. Ali b. Ebu Talib

Hadaiku’l-Verdiyye [Nakşi Şeyhleri], Abdulmecid Hani, Semerkand Yayınları, S. 140

Bir Yorum Bırak