Allah Dostları

İmam Musa el-Kazım

İmam Musa el-Kazım
İmam Musa el-Kazım

Yüce Allah, temiz peygamberlik dalından bu şerefli meyveyi getirdi. O Allah ki sonsuz kudret sahibidir.

Musa el Kazım (rahmetullahi aleyh) ibadet ve takva hususunda çok sabırlı bir imamdı. Velilerin Efendisi ve efendilerin de velisi idi velilikte herkesin önündeydi.

KAZIM (ÖRTEN, AFFEDEN) İSMİNİN SÖYLENMESİNİN SEBEBİ

O, insanların hatasını affettiğinden, halim selim ve yumuşak huylu olması hasebiyle kendisine Kâzım denmiştir.imam Mûsà elKâzım, Iraklıar yanında şu özellikleri ile tanınırdı:

A) Allah katında görülebilecek işlerin, halk arasında ilk kapısı oydu;dara ve sıkıntıya düşmeler de onun kapısını çalarlardı.

B) Salih bir kuldu. Bu durum onun çok ibadetinden ve dini gayretinden kaynaklanıyordu. Gece ibadetine çok önem verirdi. Zamanının en çok ibadet edeniydi..(sayfa 181)

MUSA EL-KAZIM HAZRETLERİ’NİN CÖMERTLİĞİ

Cömert âlimlerin en önde geleni idi. Birisinin, kendi aleyhine konuştuğunu duysa hemen ona içinde 1000 dinar olan bir kese gönderirdi.O, Medine’de, çeşitli keselere 200, 300 ve 400 dinar para yerleştirir, daha sonra da bu keseleri, Medine-i Münevvere halkına dağıtırdı.

MUSA EL-KAZIM HAZRETLERİ VE HALİFE MEHDİ

İmam Mûsâ el-Kâzım (rahmetullahi aleyh], Medine’de oturuyordu.Halife Muhammed el-Mehdi onu Irak’a getirtip hapsetti. Onu hapsettiği gece şöyle bir rüya gördü.

Rüyasında Hz. Ali (kerremallahu vechehü) gelip halifeye, “Ya Muhammed!” diyerek şu ayeti okudu:

(Ey münafıklar) duruma hâkim olup iş başına geçtiğiniz zaman bulunduğunuz yerde bozgunculuk mu edeceksiniz, akrabalık bağlarını kesip atacak misiniz?” (Muhammed 47/2). (sayfa 182)

MUSA EL-KÂZIM HAZRETLERİ’NİN KERAMETİ

Onun kerametlerinden birini İbnü’l-Cevzi ve Râmhürmüzi Şakik-ı Belhi’den (kuddise sırruhu) rivayetle anlatırlar:

“Hacca gitmek için yola çıkmıştım. Kadisiye’ye ulaştığımda, onu yalnız başına yolculuk yapan biri olarak gördüm ve kendi kendime şunu söyledim:
Şu genç sufi dervişlerden biri herhalde. insanlara yük olmak amacında; yanına gidip de onu azarlayayım. Yanına gidince bana baktı ve:
Ey Şakik” dedikten sonra şu âyeti okudu:

‘Ey iman edenler zannın çoğundan sakının; zannın bir kısmı var ki günahtır’ (Hucurat 49/12).(sayfa 183)

MUSA EL-KÂZIM HAZRETLERİ’NİN ZEHİRLENMESİ

Hârûnürreşid, Resûlullah’ın (sallallahu aleyhi veselem) kabrine ziyarete gelmişti. Etrafında Kureyş’in ileri gelenleri ve çeşitli kabilelerden insanlar vardı. Musa el-Kâzim da (rahmetullahi aleyh)oradaydı.

Hârünürreşid kabrin başına gelince şöyle selem verdi:

“Selâm sana ey Resûlullah, ey amcaoğlu.” Bu şekildeki bir selâmla etrafındakilere karşı övünüyordu. Musa el-Kazım da (rahmetullah aleyh),

“Selam sana ey babacığım” dedi. Bunun üzerine Hârünümeşid’in rengi değişti ve şöyle dedi:

“Ya Ebü’l-Hasan, senin bu şekildeki sözün bir böbürlenmedir.” Hârûnüreşid, Musa el-Kâzım’ın (rahmetullahi aleyh) böyle selam verişini çekemedi. Onu bağlanmış olarak Bağdat’a götürüp hapsettirdi.
Hapsedildiği yerden çıkartıldığında bağlanmış ve zehirlenerek öldürülmüş durumdaydı.

MUSA EL-KÂZUM HAZRETLERİ’NİN HÂRÜNÜRREŞİD’E YAZIĞI MEKTUP

Musa el-Kâzım (rahmetullahi aleyh) hapiste olduğu zaman, Harünürreşid’e bir mektup gönderdi. Şöyle diyordu:
“Benden giden her belalı gün, senden rahat bir günü alıp götürecektir. Sonra hep birlikte günleri hiç bitmeyecek olan ahiret gününe gideceğiz. İşte o gün bâtıla dalanlar her şeylerini kaybedeceklerdir.”

İmam Musa el-Kazım

Hadaiku’l-Verdiyye [Nakşi Şeyhleri],
Abdulmecid Hani, Semerkand Yayınları, S. 1

Bir Yorum Bırak