Fıkıh

Bir Kısım Dini Hükümler – 5

Bir Kısım Dini Hükümler - 5
Bir Kısım Dini Hükümler – 5

25. Kerahat: “Bir şeyi fena görmek, ona razı olmamak” demektir. Kerahat iki kısma ayrılır: Kerahat-i tahrimiyye ki harama yakın olan mekruhtur. Kerahat-i tenzihiyye ki helale yakın olan kerahattir. Bu tarif İmam-ı Azam ve İmam Ebu Yusuf’a göredir. İmam Muhammed’e göre tahrimen mekruh olan bir şey haramdan sayılır. Haram gibi ahiret azabını gerektirir. Tenzihen mekruh olan bir şey ise ittifakla helale yakındır. Böyle bir kerahatin yapılması azap gerektirmez. Ancak yapılmaması sevap kazandırır.

Fıkıh kitaplarında bir kayda bağlanmaksızın mutlak olarak “kerahet” sözü anılınca, bundan genellikle tahrimen kerahet kastedilir. İleride görülecektir.

26. Haram: Bir şeyin yapılması, kullanılması, yiyilip içilmesinin İslam dininden kesin bir delille yasaklanmış olmasıdır. Bu da “haram li-aynihi” ve “haram li-gayrihi” kısımlarına ayrılır.

27. Li-aynihi haram: Aslı itibariyle herkes için haram olan şeydir. Şarap, akan kan ve laşe gibi…

28. Li-gayrihi haram: Aslında helal olup, başkasının hakkından dolayı haram olan şeydir. Şeriat çerçevesinde sahibinin izni olmadıkça, o şeyden başkaları faydalanamaz. Başkasına ait kıymetli bir malı veya yemeği izinsiz almak gibi…

Haram olan şeylere “muharremat” denir. Haramın yapılmamasından sevap kazanılır. Yapılması ise azabı gerektirir. haram olduğu ittifakla kesin şekilde sabit olan bir şeyi helal saymak, insanı imandan çıkarır.

29. Sahih: Rükun ve şartlarını toplayan herhangi bir ibadet veya işlemdir. Farz ve vaciplerini gözeterek kılına bir namazın sahih olması gibi…

30. Caiz: Dince yapılması yasak sayılmayan şey demektir. Bazan sahih yerinde, bazan da mubah yerinde kullanılır. Bazı işlemler dünya ahkamı bakımından caiz olmaz. Cuma namazını kılmakla yükümlü olan bir kimsenin, cuma ezanı okunurken yaptığı alışveriş muamelesi gibi. Böyle bir muamele sahihtir ve geçerlidir. Fakat manevi sorumluluğu gerektirdiği için caiz değildir.

Bir Kısım Dini Hükümler – 5
Büyük İslam İlmihali, Ömer Nasuhi Bilmen, Semerkand Yayınları, S. 70,71

Bir Yorum Bırak