Mektuplar

Cüneyd-i Bağdadi (k.s)

Cüneyd-i Bağdadi (k.s)
Cüneyd-i Bağdadi (k.s)

Tam adı Ebü’l-Kasım Cüneyd b. Muhammed el-Hazzaz el-Kavariri’dir. Bağdat’ta doğmuş ve orada yaşamıştır. Doğum tarihi belli değildir. Ailesi aslen Nihavendli olup cam ticaretiyle meşgul olduğundan Hazzaz lakabıyla tanınmıştır.

Cüneyd-i Bağdadi hazretleri küçük yaşta tahsile başlamış, Ebu Sevr el-Kelbi’den fıkıh, Ebu Ali Hasan b.Arefe el Abdi başta olmak üzere bazı alimlerden hadis dinlemiştir… (sayfa 22)

-Ebu Yakub Yusuf b.Hüseyin er-Razi’ye göndermiştir.

-Vekilliğin mertebeleri ve mürşidin görevleri hakkındadır.

Cenab-ı Hak sana haberlerinin hakikatini keşfetsin. Büyük minnetleri ve nimetleriyle seni dost kılsın. Seni yüce nimetlerine mazhar kılsın ki onlar sana ulaşınca (Allah) seni kendine yükseltmiş olur. O zaman sen öyle olursun ki artık senin O’na gitmen için başkaları sana sebep(vasıta) olamaz. Allah’ın sana verdiği o lütuf sayesinde doğrudan doğruya O’nunla ilgi kurarsın. Yalnız seçkinlere verdiği sana vermiş olur, vilayetine(dostluğuna) ayırdığı kimselerden seni faydalandırır(yalnız onlara verdiği mevkilere ulaştırır seni)… (sayfa 23)

Binaenaleyh Allah Teala kim bu seçkinlik derecesine ulaştırmak isterse onu halisane Allahî zikre davet eder. Onu yalnız kendisine yöneltir. Sevdiği kimsenin sırrını yalnız kendisine hasreder. Böylece bunlar Allah’ın hazırladığı ihsanına nail olurlar. Bunlardan sonra Allah’ın huzuruna yaklaşan kimseler gelir. Onlardan sonra da Allah’ın sair velileri gelir. Bütün bunlar(bu seçkinler), Allah’ın lütuf ve cömertliği ile bolca ihsan etmiş olduğu nimet ve lütuflardan nasiplerini alırlar. Bu onların bol nasipleri, Birbiri peşi sıra daima aldıkları hediyelerdir. Bu nimetlerin hepsi, yüce Allah’ın kendilerine tahsis ettiği nefis iyiliği olmakla beraber, kendilerini sırf Allah’ın zikrine vermiş olanlar için asıl gayelerine perdedir. Allah’ın bilgisi için seçilmiş, kendini sırf Allah’a hasr ve vakfetmiş kimselerin ilminin bidayeti buradan başlar. Kendinden en ufak bir benlik ve kesaret kalan bir göz, bunu asla göremez. Günaha karşı en ufak bir meyil mevcut olan kimse buna eremez… (sayfa 24)

Kardeşim, Allah senden razı olsun, ben sana senin bilmediğin bir şey tembih etmiş değilim. Senin geri kaldığını düşünerek de bunları söylemiş değilim. Haşa her türlü hata ve kusurdan, her türlü noksan ve füturdan seni Allah’a sığındırırım. Lakin Cenab-ı Hak buyurmuştur:
“Sen yine de öğüt ver. Çünkü öğüt müminlere fayda verir” (Zariyat 51/55)

Bu mektubu yazdım ki bu vasıta ile senine buluşayım, bana teveccühünün ve dostluğunun artmasını talep edeyim ve bu arzu ettiğimi bana ziyade et (çok mektup yaz). Allah seni ihvanlarının faydalanmasına sebep kılsın.

Bununla beraber kardeşim,- Allah seni rüşdüne iletsin-içime bir şey doğdu, onu söylemek istiyorum. Onu önce kendi nefsime tatbik ettim. Şimdi de o hususta senin peşinden gelmek istiyorum(yani senin tatbik etmeni ve beni geçmeni istiyorum). Bununla beraber şayet sence kabule şayan olmazsa, senden özür dilerim. Eğer hakta yeri var görürsen onu al, bunu bir dost nasihati olarak dinle. Benden sana nasihat boldur. Bu da sana bir nasihattır. Şayet beni reddedersen o, bence makbuldür. Kardeşim Allah senden razı olsun, zamanının insanlarını bil, vaktinin ve asrının ehlini tanı (ona göre konuş). Buna önce kendi nefsinle başla (önce kendine tatbik et). Kendi halini sağlamlaştırdıktan sonra şefkat et.. (sayfa 27)

 

Cüneyd-i Bağdadi (k.s)

Kaynaklar
Süleyman Ateş, Cüneyd-i Bağdadi Hayatı, Eserleri ve Mektupları,
İstanbul: Sönmez Neşriyat, 1970, s. 128-130.
Eldeki yazmada mektubun bu kadar kısmı mevcuttur.

Bir Yorum Bırak