Tasavvuf ve Tövbe

Herkes Tövbeye Muhtaçtır

Herkes Tövbeye Muhtaçtır
Herkes Tövbeye Muhtaçtır

Allah Teala hazratlerine, bizlere bahşetmiş olduğu nihayetsiz nimetlerden dolayı hamdeder, bizlere dinimiz İslam’ı getiren Allah’ın Habibi Muhammed Mustafa Efendimiz’e (s.a.v), aline , ashabına sonsuz salat ve selam ederiz.

Allah Teala’nın kullarına olan ikram ve ihsanlarının en büyüklerinden biri tövbedir. Günah işlemek insanın yaratılışında vardır. Bu yüzden günah işlememek mümkün değildir.

İnsan duyu organları ile günah işlemekten kurtulamaz. Dış duyuları ile bundan kurtulucak olsa kalben işleyeceği günahlardan kurtulamaz. Bunun içindir ki şeytan, kula, Allah’ı zikrederken değişik fikir ve vesveseler verir. Kendimizi bir an şeytanın vesvesinden kurtulmuş saysak, aziz ve celil olan Allah’ı bilmekte kusurlu olma hususundan gafletten yine de kurtulamayız.

Ayrıca insanoğlu, idrak cihayetiyle hakikatini tam kavrayamadığından, kadere karşı gelmek, yaratılmışlarda noksan ve abes şeyler bulmak gibi değişik görüşlerde de çeşitli günahlar işleyebilir. Bütün bunlar müminlerin kendi derece ve makamlarına göre olmaktadır.Herkes kendi fiil ve davranışına, idrak ve anlayaşına, ilmi seviyesine, dünyadaki yaşayış ve ahvaline göre değişik günahlar işler.

Hekres tövbeye muhtaçtır. Ancak değişik durumlara göre tövbe farklılıklar gösterebilir. Havas zatların/dinen üst tabakada olan kimselerin tövbeleri günahları terketmekle beraber çoğunlukla gafletten ötürüdür. Havassü’l-havas/en üst tabaka Allah dostlarının tövbeleri ise, kalplerin Allah Teala’nın zatından başka şeylere kaymasından dolayı olur.

Nitekim Zünnün-i Mısri hazretleri (k.s),
“Avamın/alt tabakadaki kulların tövbesi günahlarından, havassın tövbesi ise gafletten ötürüdür” buyurmuştur.

Tövbe edenden tövbe edene çok fark vardır. Hatalardan tövbe edenle gaflet hallerinden tövbe eden aynı olmaz. Tövbe eden vardır; yaptığı iyilikleri gördüğü için tövbekar olur. Tövbe eden vardır; kalbi, halkı yaratan yüce Allah’tan başkasına kaydığı için tövbe eder.
Mesela en kıymetli kullar nebilerdir; onlar günaha girmek bir yana tövbesiz bir an bile kalmamışlardır.

Nitekim Resül-i Kibriya Efendimiz (s.a.v) hadis-i şerifinde şöyle buyurur;
“Kalbimin üzerini gaflet kaplar da bunun için günde yüz defa istiğfar ederim.”
(Ebu Davud, İstiğfar, 1515.)

Tövbe etmek, günah işleyen her şahıs için farz-ı ayındır. Tövbesiz kalmak hüsran, tövbesizlik içerisinde bulunmak en büyük gaflet, Allah’ın rahmet deryasına yol açan tövbeye girmek bahtiyarlıktır.

Hiç kimse bir başkasının yerine tövbe edemez . Herkes kendi günahlarından sorumludur. Tövbeye ihtiyacı olmayan da yoktur.

Herkes Tövbeye Muhtaçtır

Tasavvuf ve Tövbe, Mehmet Ildırar,
Semerkand Yayınları, S. 13

Bir Yorum Bırak