Tasavvuf ve Tövbe

Nasuh Tövbesi

Nasuh Tövbesi
Nasuh Tövbesi

Tövbenin manası, insanın Allah’a dönüp gelmesi (rücü) ve bir manada sünnetlere, hazırlanan derecelere rücü etmesi demektir. Bunun için ulema-i izam tövbeyi “günahtan dönüp Hakk’a yönelmek” manasında kullanmışlardır. “İstiğfar/estağfirullah” demek ise kişinin günahlarına Allah’tan mağfiret dilemesi manasındadır. Mağfiret, Allah’ın, kulunun günahlarını af ile örtmesi manasında kullanılır. Türkçe’de “yarlığama” denilir.

Tövbe, kâfirin küfründen, müminin gafletinden, fasığın isyanından olur. Masiyet, imanda noksanlık dernektir. Nice âsi kullar çeşitli günahlara müptela oldukları halde tövbe etmek suretiyle Allah’ın kurbiyet/manevi yakınlık makamına yükselmişler, ümmet-i Muhammed’e örnek olmuşlardır.

Rabbim Teâlâ Kur’ân-ı Kerîm’de pek çok âyet-i celilede tövbeyi emretmiş, Resülullah Efendimiz de (s.a.v) hadis-i şeriflerinde ümmet-i Muhammed’e (s.a.v) daima günahtan tövbeyi tavsiye etmiştir.

Bu bakımdan tövbe etmek; Kur’an, hadis, icmâ ve fukahanın binlerce delili ile bilinen bir hakikat olmuştur. Allah Teâlâ şöyle buyurmuş:
“Ey mümin/er, hep birlikte tövbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz!” (Nür 24/31). ‘

Kurtuluşa ermek, umduğuna nail olup korktuğundan emin olmaktır. Dinen sayısız derecede korktuğumuz hükümler vardır:
İmansız ölmekten korkmak, gafil bir insan olarak yaşayıp böylece ölmekten korkmak, kabir azabından, Münker ve Nekir’den, mizandan. sırattan, Allah’ın azabından korkmak gibi…

Kâmil bir mümin olarak yaşamak, Allah’ın rızasını Habibullah’ın (s.a.v) şefaatini ummak, bu dünya hayatını hayırlı bir surette iman-ı kâmil ile tamamlamak ve ilâhî rızaya, cemâlullaha kavuşmak umduklarımızın en önemlilerindendir.

Rabbimiz Teâlâ şöyle buyurur:
“Ey iman edenler! Allah ’a içtenlikle tövbe edin. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter, peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nur/arı önlerinden ve sağ/arından aydınlatır, gider. ‘Ey Rabbimiz! Nurumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter’ derler” (Tahrim 66/8)”

Ayetin Arapça kısmında geçen tövbe-i nasuh içtenlikle yapılan tövbe demektir ki, bu tövbe yapılırken, her türlü şüphe izlerinden uzak ve temiz olmak, temizlik ve paklık içinde bulunmak, işlenen günahları bir daha işlemez hale gelmek demek olur.

Ebü Bekir Vâsıtî hazretlerinin (k.s) buyurduğu gibi:
“Nasuh tövbesi; tövbe eden kimsede masiyet eseri bırakmaz; ne gizli ne de âşikâr…”

Nasuh tövbesi eden kimse, Allah’ı hakkıyla bilmiş, Resülullah’ın (s.a.v) sünneti ile hayatını şekillendirmiştir. Bu bakımdan nasuh tövbesi, tövbede kemalat halidir.

Nasuh Tövbesi

Tasavvuf ve Tövbe, Mehmet Ildırar
Semerkand Yayınları

Bir Yorum Bırak