Tefsir

Bakara Sûresi, 1. Âyet Tefsiri

Bakara Sûresi, 1. Âyet Tefsiri
Bakara Sûresi, 1. Âyet Tefsiri

Rahman ve Rahim (olan) Allah’ın adıyla.

Elif. Lam. Mim.
(Bakara, 1)

İnsan aklı bazan hikmet sahiplerinin işaret ve şifreli sözlerinden bile şaşırıp hayret içinde kalırken artık peygamberlerin işaret ve şifreli sözleri karşısında aklın durumu nasıl olur? Yine peygamberlerin efendisi Hz. Muhammed’in [sallallahu aleyhi vesellem] bazı işaret ve kapalı konuşmaları karşısında aklın halinin nasıl olacağı düşünülmelidir. Bu durumda bir insanın alemlerin Rabb’inin işaret ve şifreli sözlerini hakikatiyle bilmesi nasıl beklenir?

Hz. Ebu Bekir [radiyallahu anh] demiştir ki: “Her kitapta bir sır vardır; Kur’an’ın sırrı da süre başlarındaki harflerdir.”

Bu harflerin sırrını ancak velilerin büyüklerinden seçkin zatlar bilebilir. Her biri için bu sırlardan gönül safiyetince manalar açılır. Bu konuda söylenecek şeylerin akla en yakın olanı şudur: Bu harfler bir takım şeyleri temsil etmektedir; Allah Teâlâ bu şeylerin önem ve değerinden dolayı kendilerine yemin etmiştir.

Bu konuda şöyle denilmiştir: Bu harfler, Allah Teala’nın bazı isimlerinin kısaltılmış şeklidir. Elif, Allah isminin; lâm, Latif isminin; mim ise Müheymin veya Mecid isminin kısaltılmışıdır. Bu harflerin bir kısmı Hz. Peygamber’in [sallallahu
aleyhi vesellem] isimlerinin kısaltılmış şekli olduğu da söylenmiştir. Şöyle ki: Mim, Mustafa’nın kısaltilmiş şeklidir. A’raf suresinde, “Elif, lâm, mim, sâd” buyrularak “sâd”ın eklenmesi Mustafa ismine işarettir.

Yahut bu harflerin bir kismi Hz. Peygamber’in [sallallahu aleyhi vesellem] mürsel isminin kısaltılmış şeklidir. Ra’d ve Hicr sûrelerinin başındaki “Elif, lâm, ra” harfleri mürsel ve resul isimlerine işaret etmektedir. Bu harflerle başlayan sürede Allah Teâlâ sanki şöyle buyurmaktadır:

Ey Mustafa! Yahut ey resul! Bu kitap (Kur’an) öyle bir kitaptir ki onda hiçbir şüphe yoktur.

A’raf süresinin başındaki harfler için de mana böyle olur. Bu işaretlerden sonra hitabın Hz. Peygamber’e yöneltilmesi de bunu göstermektedir. Diğer sürelerin başındaki harfler de Resulullah’ın [sallallahu aleyhi vesellem] bir ismine işaret etmektedir.

Mesela Meryem suresinin başındaki “kaf ha ya ayn sad” harfleri şu isimlere işaret eder: Kafi, Hadi, Veli, Alim, Sadık. Taha süresindeki harfler, Tahir isminin kısaltılmış şeklidir. Neml suresinin başındaki “ta sin”; yâ Tahir ve yâ Seyyid demektir. Şuara suresinin başındaki “ta sin mim’; ya Tahir, ya Seyyid, ya Muhammed demektir. Diğerlerini de böyle düşünebiliriz. İşaret ehline göre, bu sürenin başındaki harflerle Allah Teálá şöyle buyurmaktadır:

Elif: Ey kulum, elif harfinin diğer harfler içinde tek olması gibi sen de sırrını (gönlünü) bana tahsis et, sadece benimle ol.

Lâm: Azalarını benim ibadetim için yumuşat, ona boyun eğdir.

Mim: Kendine ait beşeri sıfatlarını mahvederek benimle ol ki, ben de seni benimle ünsiyetin ve bana yakin olmanın sefasıyla süsleyeyim.

Bu açıklama Sa lebi’ye aittir.

Ben (İbn Acibe) derim ki: Bu konuda en açık görüş şudur: Bu harfler üç aleme işaret etmektedir. Elif, ceberút âleminde yüce zatın birliğine; lâm, zatın sırlarının melekut aleminde zuhuruna; mim, varlıkların vücut bulduğu rahmet ve hikmet aleminde zat-ı ilâhînin bütün varlıklara yardımın ulaşmasına; sad ise zat-ı ilâhinin mülk alemindeki tasarruflarının zuhuruna işaret etmektedir. Kısaca, sûre başlarında zikredilen her harf, yüce zatın şehadet âlemindeki tecellilerinin zuhuruna işaret etmektedir.

Mesela elif, kâinattaki bütün varlıklarda yüce zatın birliğinin mevcudiyetine; lãm, melekut nurlarının ceberut denizinden kaynayıp ortaya akmasına; mim, yüce Melik’in mülk âlemindeki tasarrufuna işaret etmektedir. Allah Teâlâ sanki şöyle buyurmaktadır:

Ey Muhammed! Senin okuduğun bu kitap, ceberut denizinden melekut alemine inen bir nurdur. Melekût âleminden de rahmet alemine inmiştir. Sonra Ruhulemin (Cibril) onu mülk ve şehadet alemine indirmiştir. Artık onda şüphe etmek yersizdir.

 

Bakara Sûresi, 1. Âyet Tefsiri

Bahru’l-Medid fi Tefsiri’l Kurani’l-Mecid, Cilt 1, Ibn Acibe el-Haseni (k.s),
Semerkand Yayınları, S. 234

Bir Yorum Bırak