Tefsir

Bakara Sûresi, 2. Âyet Tefsiri

Bakara Sûresi, 2. Âyet Tefsiri
Bakara Sûresi, 2. Âyet Tefsiri

Ey Muhammed! Senin okuduğun bu kitap, ceberut denizinden melekut alemine inen bir nurdur. Melekut aleminden de rahmet alemine inmiştir. Sonra Ruhulemin (Cibril) onu mülk ve şehadet alemine indirmiştir. Artık onda şüphe etmek yersizdir. Bu sebeple yüce Allah şöyle buyurdu:

İşte bu kitap (Kur’an) onda asla şüphe yoktur.
(Bakara, 2)

Şüphe, kalbin şek ve şüphe içinde kaynaması ve kararsızlık içinde bulunmasıdır. Bunun zıddı, sürekli Hakk’a bağlı olup sükûnetle huzur içinde olmasıdır.

Cenab-ı Hak buyuruyor ki: “Ey Hak tarafından seçilmiş resul ve seçkin peygamber! Sana kudsiyetimizi temsil eden ceberut âleminden ve yüceliğimizi temsil eden melekut aleminden indirdiğimiz bu Kur’an’da hiçbir şüphe yoktur; kuşkusuz o, bizim katımızdan indirilmiştir. Kim bu kitap hakkında tereddüde düşer ve onu bizden başkasına ait görürse, o kimse rahmetimizden uzak olur ve şiddetli azabımıza uğrar. Kim de onun bizim katimızdan indirildiğini kesin olarak bilir, onun bizden getirip haber verdiği şeylere iman ederse, o kimse bizim kudsi yakınlığımıza ulaşır, huzurumuza girer; öyle ki bizden işitir ve bizimle konuşur duruma gelir. Ben bir kulumu sevince onun kulağı, gözü, dili, eli ve ayağı olurum; o benimle işitir, benimle görür, benimle konuşur, benimle tutar, benimle yürür.

Bu kimse, peygamberlerle birlikte ilahi huzurda kabul görmüş sıddıklardan olur, Kur’ân-ı Mübin’in gösterdiği yoldan giden müttakilerin en zirvesinde bulunur. Yüce Allah bu hale şöyle işaret buyurmuştur:

“O Kur’an, müttakiler için bir hidayet rehberidir.”

Hidayet, Hakk’a yöneltmek ve doğruyu açıklamak demektir. Ayetin manası şu olur: Bu Kur’an, müttakileri Hakk’a ulaştıran bir delildir.

Kurtuluşa Eren Müttakiler

Müttaki, kendisini Allah’ın gazabına düşürecek her tür halden sakınan kimse demektir.

Takvanın üç derecesi vardır:

Birinci derecesi, bütün vücut azalarını haram işlerden korumaktir.

İkinci derecesi, kalbi her türlü kötü düşünce ve zararlı şeylerden korumaktır.

Üçüncü derecesi, sırrı, eşyaya bağlanmaktan koruyup sürekli Allah ile birlikte olmaktır.

Birincisi, İslam makamıdır; bu makamdakilere yüce Allah şöyle hitap etmektedir: “Gücünüz yettiği kadar Allah’tan korkun” (Tegabun 64/16).
İkincisi, iman makamıdır; bu makamdakilere yüce Allah şöyle hitap etmektedir: “Ey akıl sahipleri, Allah’tan korkun” (Maide 5/100). Üçüncüsü, ihsan makamıdır; bu makamdakilere yüce Allah şöyle hitap etmektedir: “Allah’tan hakkı ile korkun” (Al-i lmrän 3/102).

Cenab-ı Hak buyuruyor ki: “Kendisine hiçbir şek ve şüphenin yanaşamayacağı bu kitap, gerçek akıl sahibi müttakiler için bir hidayet kaynağıdır.” Onlar bu kitap sayesinde manevi makam ve hallerde yükselerek öyle bir ilahi yakınlığa ulaşırlar ki arada hiçbir vasıta olmadan ulu ve yüce Allah’tan, kelamını dinler duruma gelirler. Bu hale ulaşan kimselerin gönlünden bütün zahiri resim ve şekiller silinir gider; onlar sadece Cenab-ı Hakk’ı müşahede ederler işte hidayetin asıl gayesi budur. Bu aynı zamanda kula ezelde takdir edilen ilâhî yardımın tahakkuk etmesidir.

Cafer-i Sadık [rahimehullah] şöyle demiştir: “Vallahi, yüce Allah halka kelamında tecelli etmiştir; fakat onlar bunun farkında değiller.”

Bir gün Cafer-i Sadık [rahimehullah] namazda iken bayıldı. Kendine geldiğinde sebebini sordular; şu cevabı verdi: “Okuduğum ayeti tekrar ederek kalbimde düşünüyordum; nihayet onu, asıl sahibinden duymaya başladım. Artik vücudum yüce Allah’ın kudretini müşahede etmeye dayanamadı.”

Kur’an okumanın üç derecesi vardir:

En alt derecesi, Kur’an okuyanın, okuduğu Kur’an’la Rabb’ine münacatta bulunduğunu bilmesidir. Bu kimsenin hali, Cenâb-ı Hak’tan isteme, O’na boyun bükme, yalvarıp yakarmadır.

Kur’an okumanın ikinci derecesi, okuyucunun okuduğu Kur’an ayetleriyle Rabb’inin kendisine hitap ettiğini kalbiyle müşahede etmesi, onun nimet ve ihsanlarıyla kendisine yöneldiğini bilmesidir. Bu kimsenin makamı hayâ ve tâzim makamıdır. Onun hali; (Allah’ın emirlerine) kulak verme ve onları anlama halidir.

Kur’an okumanın üçüncü derecesi, okuyucunun okuduğu ayetlerde kendisine hitap ettiği yüce Rabb’ini müşahede etmesi, kendi nefsine ve okuduğu şeye nazar etmemesi, tam aksine kendini Rabb’ini müşahedeye vererek nefsinden fani olması, kendinden hiç haberi olmaması ve Allah’tan başkası ile sükûn ve huzur bulmamasıdır. Birinci derece, fiillerde fani olanların halidir. İkinci derece, sıfatlar da fani olanların halidir. Üçüncü derece ise yüce zatı müşahedede fâni olanların halidir. Allah hepsinden razı olsun ve bizleri dünyada onların hali üzere yaşatıp ahirette kendileriyle birlikte haşretsin. Amin.

 

Bakara Sûresi, 2. Âyet Tefsiri

Tefsir

Bir Yorum Bırak