Tefsir

Fatiha Sûresi, 2. Âyet Tefsiri

Fatiha Sûresi, 2. Âyet Tefsiri
Fatiha Sûresi, 2. Âyet Tefsiri

Cenab-ı Hak kullarına yüce zatını nasıl övüp yücelteceklerini ve kendisinden nasıl isteyeceklerini öğretmek için buyurur ki öğretmek için buyuruyor ki:

Hamd, alemlerin Rabb’i Allah’a mahsustur.
(Fatiha, 2)

Ayetin manası şudur: Ey kullarım! “Elhamdü lillahi rabbil’l-alemin” deyin. Yani en güzel övgüler, tek, yücelik ve ululuk sahibi Allah’a aittir. O’ndan başkası hamde müstahak değildir. Çünkü hakikatte Allah’tan başka nimet veren ve ihsan eden yoktur. Ayette belirtildiği gibi, size her ne nimet ulaşmışsa hepsi Allah’tandır (Nahl 16/53).

Ayetin bir manası şudur: Bütün övgüler aslında Allah içindir (Kim kimi övse gerçekte O’nu övmüş olur; çünkü herkesin sahibi , yaratıcısı, hayat ve nimet vereni O’dur).

Ayete şu mana da verilmiştir: Asıl hamd ,yüce Allah’ın halkı yaratmadan önce ezelde kendi zatını övmesidir. O, halkı yaratınca onlara buyurdu ki: Gerçek hamd Allah’a aittir (asıl hamdi O yapar, zatını en güzel şekilde kendisi tanır ve över), siz de ey insanlar, ezelde yaptığım bu hamdle bana hamdedin.

Gerçekten hamde sadece yüze Allah layıktır; çünkü O, alemlerin Rabb’idir. Sanki biri, “Yara Rabb’i, hamdi niçin sadece zatına tahsis ettin?” diye sorarsa yüze Allah onu şu cevabı verir :

“Ben alemlerin Rabb’iyim. Onları rahmetimle ben var ettim, nimetimle onlara hayat verdimi, yardım ettim. Benden başka nimet veren yoktur. O halde hamd ve övülme de sadece benim hakkımdır. Bütün varlıkların varlığı bendendir. Onlara sürekli hayat bahşeden de benim. Ben kulların Rabb’iyim. Bütün eşit ve cinleriyle alemler benim elimde, benim terbiyem ve gözetimim altındadır.”

Fahreddin-i Razi der ki : “Rivayet edildiğine göre insanlar cinlerin onda biri kadardır. İnsanlar ve cinler de karadaki hayvanların onda biri kadardır. Bunların hepsi de kuşların (kanatlı canlıların) onda biri kadardır. Bütün bunlar da deniz hayvanlarının onda biri kadardır. Bu saydıklarımızn hepsi de kuşların (kanatlı canlıların) onda biri kadardır. Bütün bunlar da deniz hayvanlarının onda biri kadardır. Bu saydıklarımızın hepsi yeryüzünde insanlar için görevlendirilmiş meleklerin onda biri kadardır. Bunların hepsi de ikinci kat semadaki meleklerin onda biri kadardır. Bu şekilde yedinci kat semaya kadar devam eder. Sonra bütün bunlar kürsinin karşısında çok az bir sayıda kalır. Onlar da arşı saran meleklerin onda biri kadardır.

Arşı saran 100 000 melek grubu vardır. Her bir grubun uzunluğu ve genişliği öyle büyüktür ki yerler, gökler ve içindekiler onun yanında çok küçük kalır. Gökte melek bulunmayan bir karış boş yer yoktur. Her yer melekle doludur. Bu meleklerin bir kısmı secde, bir kısmı rüku bir kısmı kıyam halinde sürekli yüce Allah’ı tesbih ederler. Bu yapılan tesbih ve tehlillerden dolayı sema ses verir (üzerindeki ibadet ve ağırlıktan dolayı titreyip gıcırdama gibi bir ses çıkarır). Sonra bütün bu bahsettiğimiz melekler, arşın etrafında tavaf edip duran meleklerin yanında denizde bir damla gibi az kalır. Onların sayısını da ancak Allah Teala bilir. Nitekim bir ayette bu durum şöyle belirtilmiştir:

“Rabb’inin ordularının sayısını ancak O bilir” (Müdessir 74/31).

Bütün bu alemler Cenab-ı Hakk’ın kudret elinde, himaye ve koruması altındadır. O, bu alemlerdeki her varlığa bulunduğu yerde yardım ulaştırır. Bu yardım ilim ve marifetler gibi ya manevi olur ya da maddi olur. Manevi yardım o varlığın ruhuna ulaşır, maddi yardımlar da bedenine ulaşır. Allah Teala arştan ferşe kadar bütün alemlere bu şekilde yardım eder. O’nun tarafından hepsinin rızkı belirlenmiştir. Ecelleri tesbit edilmiştir. Bedenleri korunmaktadır. Mekanları bilinmektedir. Gökte ve yerde O’na gizli kalan hiç bir şey yoktur. O, her şeyi işiten be bilendir.”

Sonra şunu da bilmeliyiz ki,

Allah Teala’nın yarattığı varlıklara bahşettiği hayat, yardım ve nimetler, O’nun tarafından bir rahmet ve ihsan olarak verilmiştir; yoksa mahlukatı yaratmak O’nun üzerine gerekli ve vacip değildir.

Fatiha Sûresi, 2. Âyet Tefsiri

Bahru’l-Medid fi Tefsiri’l Kurani’l-Mecid, Cilt 1, Ibn Acibe el-Haseni (k.s),
Semerkand Yayınları, S. 216

Bir Yorum Bırak