Tefsir

Fatiha Sûresi, 5. Âyet Tefsiri

Fatiha Sûresi, 5. Âyet Tefsiri
Fatiha Sûresi, 5. Âyet Tefsiri

Allah Teala bundan sonra kulluğun aslını açıklamak için buyurdu ki:

Rabbimiz! Ancak sana kulluk eder, sadece senden yardım dileriz.
(Fatiha, 5)

Allah Teala kullarına daha ne yapacaklarını öğretmek için mana olarak buyurur ki:

“Ey kullarım, sizler beni övüp yücelttiğinizde benim rabliğimi ikrar ve ilan edin, kendizin de kul olduğunu ortaya koyun ve her zaman benden yardım isteyerek, ‘Ancak sana kulluk eder, sadece senden yardım dileriz’ deyin”

Yüce Allah daha önce kendisinin (yapılmış ve yapılacak) bütün hamd ve övgüleri hak ettiğini zikretti. Çünkü O, alemlerin Rabbi’dir, hepsini ayakta tutup sevk ve idare edendir. Her şeyin varlığının aslı O’dur.Her şeyin hayat bulması ve varlığını devam ettirmesi de O’nun elindedir. O, varlıklara önce yokluktan varlık alemine gelme nimetini vermiştir, sonra da onlara hayatı için lazım olan her türlü yardım ve sebepleri bahşetmiştir.

O, bütün varlıkların tek sahibi ve hakimidir. Durum böyle olunca O’ndan başka hiç kimse, kendisine ibadet edilme hakkına sahip değildir. Çünkü gerçekte bütün nimetleri veren yüce Allah’tır. Öyleyse ibadet edilmeye sadece o hak sahibidir ve kendisine yönelmeye layık olan ancak O’dur. O, yarattığı her varlığa ihtiyacı olan şeyleri verir, kendisi kimseden bir yardım istemez. Her şey O’nun ihsanıyla var olmuştur; O’nun yardımi kersilince varlık yok olur.

Kadi Bayzavi der ki: “Surenin evvelinde bütün hamd ve övgüyü hak eden zikredilip O’nun diğer varlıklardan ayıracak yüce sıfatları belirtilince, bunların sahibi yüce zat hakkında kesin bilgi hasıl oldu ve bu sebeple O’na şöyle hitap edildi:

‘Ey bu sıfatların sahibi Rabbimiz, biz ancak sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.’

Bu ifade tarzı, ibadet ve yardımın O’na ait olduğunu en güzel şekilde ortaya koymak içindir. Ayrıca onda gaybet halinden müşahede haline bir yükselme vardır. Sanki, varlığı ilmen kesin olarak bilinen bir şey gözle görülür olmuştur. Akılla bilinen zat, müşahede edilmeye başlanmıştır. Gaip, hazır olmuştur.

Surenin ilk ayetleri yani ‘el-hamdü lillahi rabbi’l-alemin’den ‘iyyake na’büdü’ye kadar olan kısmı, arif bir kulun ilk haline göre edilmiştir. Şöyle ki:

Arif kimse, ilk halinde sürekli zikrederek, fikrederek, esma-i hüsnanın tecellilerini düşünerek, Cenab-ı Hakk’ın nimetlerine nazar ederek, ilahi sanatlardan O’nun yüceliğine ve sonsuz kudretine delil çıkararak yüce Allaha yönelir. (Bu arifin, müşahededen önceki halidir. Onun için, ‘Hamd alemlerin Rabbi Allaha mahsustur’ derken O’nun övmesi, huzurdaki kimsenin hitabıyla değil, gaip kimsenin hitabıyla olmaktadır. Daha sonraki ayetlerde ise hitap, huzurunda bulunulan zata yapılmaktadır).

Surenin ‘iyyake na’büdü’den sonraki kısmı ise arifin maneviyattaki son haline göre ifade edilmiştir. Şöyle ki: Arif, manen ilerleyerek nihayet vuslat denizine dalar ve müşahede ehlinden olur. O zaman Cenab-ı Hakk’ı kalp gözüyle görür ve O’na doğrudan hitap eder.

Allahım, bizleri kudretinin eseri olan varlıklara takılıp kalanlardan değil, zatına vasıl olanlardan eyle.

Söz sırasında üslubu değiştirip farklı hitaplarda bulunmaya Arapça’da ‘iltifat’ denir. Bu bir söz sanatıdır. Araplar çok kullanır. Her dilde vardır. Bu şekilde muhatap canlı tutulur, dikkati toplanır. Kur’an’da örneği çoktur.” Beyzavi’nin sözü burada bitti.

Ahmet b. Kasım-ı Uklişi el-Endulusi der ki:

Meşhur bir kudsi hadiste şöyle buyrulur:

Kul, “Iyyake na’büdü ve iyyake nestain: Ancak sana ibadet ederiz ve ancak senden yardım dileriz” dediğinde, Allah [celle celaluhu],

“Bu benimle kulum arasındadır. Kulumun istediği kendisinde verilecektir”, der.

 

Fatiha Sûresi, 5. Âyet Tefsiri

Bahru’l-Medid fi Tefsiri’l Kurani’l-Mecid, Cilt 1, Ibn Acibe el-Haseni (k.s), Semerkand Yayınları, S. 221

Bir Yorum Bırak